BASIN AÇIKLAMASI 132

Tarih: 02.12.2013

Evrensel bilim ahlakı normlarına uymak, bilim insanları için olmazsa olmaz bir zorunluluk olup, bilimsel aşırmacılık (intihal) utanç verici ve yüz kızartıcı bir suçtur. Bilimsel aşırmacılığın, hafife alınarak örtbas edildiği ve yaptırımsız bırakıldığı bir ülkede çağdaşlıktan söz edilemeyeceği gibi o ülke bilim dünyasının saygın üyeleri arasında asla kabul göremez.

YÖK Yasası’na göre çıkarılan Öğretim Elemanları Disiplin Yönetmeliği’ne göre “bir başkasının bilimsel eserinin veya çalışmasının tümünü veya bir kısmını kaynak belirtmeden kendi eseri gibi göstermek” bilimsel aşırma suçu oluşturur ve ceza yaptırımı da, üniversite öğretim mesleğinden çıkarılmaktır. Bu tanım uluslararası olarak da kabul edilmiş bir tanımdır.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 2012 Eylül ayında aldığı bir kararla “Öğretim Elemanları Disiplin Yönetmeliği’nde bilimsel aşırma suçunun yaptırımı olarak yer alan üniversite öğretim üyeliğinden çıkarılma cezasının, 2547 sayılı YÖK Yasası ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nda bu cezaya ilişkin bir düzenleme bulunmadığı” gerekçesiyle hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun verdiği bu kararla, bilim insanları için yüz kızartıcı bir suç olan bilimsel aşırmacılık suçu fiilen yaptırımsız kalmıştır. Bu yaptırımsızlık, herhangi bir yasal düzenleme yapılmadıkça intihal yapmanın hukuken serbest olması anlamına gelmektedir.

Bu durum karşısında YÖK Başkanlığı, disiplin yönetmeliğindeki öğretim üyeliğinden çıkarma cezasının söz konusu yargı kararıyla uygulanamaz hale gelmesiyle doğan yasal boşluğu gidermeye yönelik bir girişimde bulunmamıştır. Diğer yandan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun bu kararına göre, öğretim elemanlarına intihal suçu nedeniyle geçmişte verilmiş öğretim üyeliği mesleğinden çıkarma cezalarının tümü “hukuken yok hükmünde sayılma” durumuna gelmiştir.

Üniversitelerde işlenen bilimsel aşırmacılık suçlarının yaptırımsız kalması sonucunu veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun bu kararı ile doğan yasal boşluğun sürüp gitmesine izin verilemez. Yasama organı gerekli yasal düzenlemeyi yaparak, bilimsel aşırmacılık yapmaya niyetlenenleri daha fazla cesaretlendirmeden bu duruma bir an önce son vermelidir.

    Prof. Dr. Ayhan ÖZKUL

TÜMÖD Genel Başkanı