BASIN AÇIKLAMASI 111

Tarih: 24.10.2012

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 89. yıldönümünü kutladığımız bugünlerde, Cumhuriyetin değeri ve önemi her geçen yıl bir kez daha ve yeniden anlaşılmaktadır. Cumhuriyetimize yönelik saldırıların son yıllarda yoğunlaşmış olması, gerçekte, Cumhuriyetimizin tüm insanlığın gündemindeki yerinin olağanüstü ağırlık kazanmasının sonucudur.

Türkiye Cumhuriyeti, herhangi bir cumhuriyet olarak düşünülemez. Mazlum milletlerin emperyalizme karşı başkaldırışında önemli bir dönüm noktası oluşturan ve evrensel boyutta etkiler doğurmuş bulunan Ulusal Kurtuluş Savaşı zaferi Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla taçlanmıştır.

Günümüzde Cumhuriyet’e ve onun baş mimarı Atatürk’e yönelik saldırıların yoğunlaşmasının gerisinde de bu gerçek yatmaktadır. Emperyalizm, içine yuvarlandığı bunalımdan kurtulabilmek için egemenliğini küresel boyutlarda daha da derinleştirme ihtiyacı duyduğu günümüz koşullarında, bağımsızlık ve ulusal egemenlik inancı üzerinde yükselmiş olan Cumhuriyetimizin temsil ettiği değerleri önüne dikilmiş başlıca engel olarak görmektedir. Emperyalizm, her dönemde bu konudaki emellerini gerçekleştirme yolunda kullanacağı bir takım işbirlikçiler bulma çabası içinde olmuştur.

Atatürk’ü ve Cumhuriyeti halkın temiz inançlarına karşıymış gibi göstermek, bu yolda başvurulan en alçakça yöntemlerden birisi olarak karşımıza çıkarılmıştır. Gerçekte ise Atatürk, yeni bir tür haçlı istilası niteliğiyle Osmanlı’yı paramparça etmiş olan işgalci kuvvetleri kovmayı başararak, ulusumuzun inançlarının gereğini özgürce yerine getirmelerine olanak sağlayan bir Cumhuriyetin kuruluşuna öncülük etmiştir.

Cumhuriyetin kuruluşu, ulusumuzun insanca yaşama koşullarına kavuşmasını sağlamaya yönelik, saltanat heveslilerinin anlamak istemediği, bir büyük atılımı ifade eder. Büyük önder, 1925 tarihinde İzmir Kız Öğretmen Okulu öğrencilerinin sorularına verdiği yanıtta bu konuda şunları ifade etmiştir: “Cumhuriyet ahlak erdemine dayanan bir yönetimdir. Cumhuriyet erdemdir. Sultanlık korku ve korkutmaya dayanan bir yönetimdir. Sultanlık korku ve korkutmaya dayandığı için korkak, alçak, sefil, rezil insanlar yetiştirir. Aradaki fark bunlardan ibarettir.”

Bu nedenledir ki ulusumuz, her şeye rağmen Cumhuriyete olan inancını korumayı bilmiştir. 89. yılında Cumhuriyete yönelik saldırıların, Cumhuriyetin değerinin daha iyi anlaşılmasına hizmet ettiği bir kez daha görülmektedir. Ulusumuzun Cumhuriyeti anmada ve yaşatmada engel tanımadığı her aşamada kanıtlanmıştır.

Atatürk’ün 1923’te yaptığı bir açıklamada ifade ettiği üzere "Cumhuriyetimiz öyle zannedildiği gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir.” Bu nedenledir ki ulusumuzun dün olduğu gibi bugün de “İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmaya hazır" olduğundan kuşku duyulmamalıdır. "Yaşasın Cumhuriyet" ülküsü, Atatürk'ün bize bıraktığı en kutsal emanettir.

 

 

 

Prof. Dr. Alpaslan IŞIKLI
TÜMÖD Genel Başkanı