BASIN AÇIKLAMASI 74

Tarih: 22.02.2010

Tekel işçileri, soğuğa ve açlığa pes etmeksizin verdikleri derslerini sürdürmekteler. Onlar, sorunlarının asıl kaynağını çok iyi gördüler ve bu konudaki gerçeği en etkili biçimde haykırmaktalar. Onların sorununun özü, tüm emekçilerin ortak sorunu olan ve acımasızca mahkum edilmiş bulundukları işsizliktir. Onlar, 4-C denilen bir kanun hükmünün, ağır bir hastalığı aspirinle tedaviye kalkışmaya benzediğini görmüşlerdir. Hedef alınması gereken, yetersizliği aşikâr olan sözde ilaç değil, hastalığın kendisidir. Bu hastalık özelleştirmedir ve özelleştirme temelinde dayatılmış olan küresel sömürüdür.

Başbakan, işleri tahrip edilen işçilere kıdem tazminatlarını ödemek suretiyle İş Kanunun gereklerinin yerine getirildiğini savunuyor. Bunu söylerken sorumluluklarının işveren olmakla sınırlı olduğunu ifade etmiş oluyor. Oysa başbakanın devletin yürütme organının başı olmaktan doğan sorumlulukları da vardır. Anayasanın 49. maddesinde de ifade edildiği üzere, çalışma, yalnızca bir görev değil, aynı zamanda haktır. Ve devlet, dolayısıyla başbakan, “işsizliği önlemeye elverişli bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri almakla” yükümlüdür.

Bugün ortaya çıkan acı gerçeğin gerisinde, devletin ekonomik değerlerini “babalar gibi satarak” çalışma hakkının ayaklar altına alınmış olması yatmaktadır.

Tekel işçileri, ortak sorunlar karşısında tüm emekçilerin kenetlenmesinin gereğini ortaya koymuşlar ve bunun mümkün olduğunu kanıtlamışlar; bunu yaparken de Türkiye’nin başına örülmek istenen etnik ve mezhepsel ayrılıkçılık tertiplerini ellerinin tersiyle iterek bozmayı başarmışlardır. Tekel işçileri işçi ve memur konfederasyonlarını bir araya getirme yönünde önemli bir katkı sağlamışlar; bir araya gelmekten kaçınanların da kendi tabanları ve kamuoyu önünde teşhirine vesile olmuşlardır.

Tekel işçilerinin direnişi, acılı ve son derece özverili bir eylemdir. Ulus olarak olumsuz gelişmeleri onaylayarak veya seyirci kalarak yol açtığımız yanlışlıkların yükünü, geniş ölçüde onlar sırtlamaktadırlar. Tekel işçileri, ülkemizin toplumsal gelişim süreci içinde önemli bir sayfanın açılmasına sağladıkları katkı ile tarihsel değerde bir rol oynamaktadırlar.

    Prof. Dr. Alpaslan IŞIKLI
TÜMÖD Genel Başkanı