BASIN AÇIKLAMASI 57

Tarih: 09.01.2009

Üniversite öğretim elemanlarının kamu kuruluşlarında ve hükümet dışı kuruluşlarda görev alabilmelerinin, ilgili üniversite yönetim kurulunun uygun görmesi ve rektörün onaylaması koşuluna bağlanmasının, bazı kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinin tepkisini çekmiş olması doğaldır. Ancak, ortaya çıkan sorun, bununla da sınırlı değildir. YÖK’ün konuyla ilgili genelgesinde, öğretim elemanlarının kamuya yararlı derneklerde görev alabilmeleri de, YÖK yasasının 38. maddesi kapsamına sokulmak suretiyle aynı sınırlamalara tâbi tutulmuş bulunuyor.

Dolayısıyla bir kimsenin üniversite öğretim elemanı sıfatını kazanmış olması, örgütlenme hak ve özgürlüğünün ciddi bir biçimde kısıtlanması sonucunu doğurmuş olmaktadır. Bu durumda, üniversite öğretim elemanları, rektör izin vermedikçe, örneğin Atatürkçü Düşünce Derneği’nde görev alamayacaklardır.

Bu anlaşılması güç bir durumdur ve bunun bir adım ötesi, 12 Eylül 1980 sonrasında olduğu gibi üniversite öğretim elemanlarının herhangi bir derneğe üye olabilmek için rektörün iznini almalarının zorunlu olmasıdır. Böyle olunca, yürürlükteki rejimi tanımlamak için demokrasiden başka bir isim bulmak gerekir.
 

    Prof. Dr. Alpaslan IŞIKLI
TÜMÖD Genel Başkanı