BASIN AÇIKLAMASI 32

Tarih: 24.01.2008

 

Uğur Mumcu aramızdan ayrılalı tam on beş yıl geçti. Ancak, onun yüreğimizdeki yeri her geçen yıl biraz daha derinleşmektedir. Yaşadığımız her olay, karşılaştığımız her sorun, onun ölümsüzlüğünü yeniden kanıtlamaktadır.

Ülkemizin bugün içine düşürüldüğü durum, onu neden hedef seçtiklerini çok açık bir biçimde göstermektedir. Bugünleri hazırlayabilmek için onu ortadan kaldırmalarının kaçınılmaz olduğunu düşünmüşlerdir.

Uğur Mumcu pek çok üstün niteliklerinin yanı sıra, başarılı bir bilim insanı olmanın özelliklerine sahipti. A.Ü. Hukuk Fakültesi’nde genç bir öğretim elemanı olarak çok kısa süren bilimsel çalışmaları çerçevesinde kanıtladığı bilim insanlığı özellikleri, yaşamının daha sonraki aşamalarında örnek oluşturduğu araştırmacı gazeteci kimliğinde ifadesini bulmuştur. Onun yazdıklarında kanıtsız, ispatsız tek bir satır bulunamaz. TÜMÖD topluluğu olarak onun bu yanının yüceliği, bizleri özellikle ilgilendirmektedir.

Uğur Mumcu, çoğu kez, ülkemizdeki "halk için, halka rağmen" geleneğinin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülmüştür. Ancak, emekçi kesimlerle ustaca kurduğu sıcak diyalog sayesinde hiç bir zaman halktan kopuk bir aydın durumuna düşmediği de kesindir. Bu açıdan, ölümüyle birlikte ortaya çıkan tablo, ülkemizin toplumsal tarihi açısından çok önemli bir eşiğin aşılmış olduğunu kanıtlayan unsurlar içermektedir.

Bugüne kadar, ülkemizde Atatürk’ün dışında hiçbir aydın, son yolculuğuna, halk kitlelerinin böylesine derin ve yaygın sevgisiyle bezenmiş bir güzergâhta uğurlanmamıştır. Uğur Mumcu, sonsuzluğa göçerken, ülkemizde kurulu değişik eğilimlerdeki tüm sendikal örgütlerin, tüm demokratik kitle örgütlerinin sevgi ve takdirlerini kazanmış ve ülkemizin toplumsal gerçekliğinin çok bilinen bir zaafı olan halk-aydın çelişkisinin aşılmasında unutulmayacak bir adımın atılmasını sağlamış olduğunu da göstermiştir. Demek oluyor ki Uğur Mumcu, "halk için" ortaya koyduğu çabalarında öylesine başarılı olmuştur ki, sonuçta "halkla beraber" olma koşulunu da gerçekleştirmiştir. Ne "sakıncalı piyade" olmak, ne şu, ne bu, hiç bir şey Mumcu'yu yolundan çeviremedi. Acaba, tahrip gücü yüksek bir bombanın patlaması, her şeyin sonu olabilir mi?

Önemli olan, öncelikle, genç kuşakların ve gelecek kuşakların ne düşündüğü, ne düşüneceğidir. Şiddetin her şeyi belirlediği ve ölümün her şeyi bitirdiği yargısı egemen olursa, "sakıncalı piyade" yenik düştü demektir. Ancak, "sakıncalı piyade"yi tanıyanlar, böyle olmayacağını bilirler. "Sakıncalı piyade" yakamızı bırakmayacaktır. Ölümsüzlerden olduğunu gösterecektir. Erdemin, yurtseverliğin, insan sevgisinin gücünü, her sabah okuduğumuz günlük yazılarındaki canlılığıyla, yeniden ve daha büyük bir güçle kanıtlayacaktır.

Kapanan bir tarih sayfasının yerine, daha parlak bir yenisinin açılmasında ve çöken bir değerler sisteminin yerini, daha sağlam bir yenisinin almasında da, Uğur Mumcu’nun unutulmaz bir yeri olacaktır.


 

Prof. Dr. Alpaslan IŞIKLI
Tüm Öğretim Üyeleri Derneği
(TÜMÖD) Genel Başkanı

 
Öğr. Gör. Suay Karaman
TÜMÖD Genel Sekreteri