BASIN AÇIKLAMASI 11

Tarih: 08.02.2007

Demokrasi, her şeyin serbest olmasını gerektiren bir rejim değildir. Tam tersine özellikle demokrasinin gerçekliği için kurallara ve ilkelere gereksinim vardır. Keyfilik ve kuralsızlık demokrasi dışı rejimlere özgüdür. Demokrasilerde uyulması zorunlu olan kuralların başında kişilere ve kurumlara karşı aşağılayıcı sözlerin ve fiillerin yasaklanması ilkesi gelir. Hiçbir kişiye ve kuruma hakaret edilemeyeceğine göre, Türk ulusuna ve devletine hakaretin de suç sayılmasından daha doğal ne olabilir. Unutmamak gerekir ki, yurttaşlığın birinci koşulu yurdunu ve ulusunu sevmektir.

301. maddenin geçmişte bazı hallerde masum kişileri cezalandırmak veya fikir ve düşünce özgürlüğü kapsamına giren açıklamaları yasaklamak amacıyla kullanılmış olması, yani demokrasi dışı amaçlarla istismar edilmiş olması, kaldırılması için gerekçe oluşturamaz. Eğer böyle bir mantık geçerli olursa, yeryüzündeki tüm kuralların ve kayıtların iptal edilmesi gerekir. Çünkü istismar edilmemiş veya edilmeyecek bir kural bulmak mümkün değildir.

Bize 301. maddenin kaldırılmasını dayatan ülkelerin hepsinde, ulusa hakaret yasalarla yasaklanmıştır. Üstelik Fransa’da yalnızca Fransız ulusunun değil, işgalci Fransızlarla işbirliği yapmış olan Cezayirlilerin aşağılanmasını yasaklayan bir hüküm de yürürlüktedir. 

Öyle anlaşılıyor ki Batılı egemenler, kendi ifadeleriyle bizi AB kapısına demir kazıkla bağlamayı amaçlarken, ulusumuza sövme hakkına meşruluk kazandırmayı da ihmal etmek niyetinde değiller.
 

 Prof. Dr. Alpaslan Işıklı
 Tüm Öğretim Üyeleri Derneği -TÜMÖD Genel Başkanı