BASIN AÇIKLAMASI 3

Tarih: 22.07.2006

4 Temmuz 2006 tarihinde Resmi Gazete’de sessiz sedasız bir yasa yayınlandı. Bu yasaya göre Bilkent Üniversitesi, Erzurum, Malatya, Şanlıurfa ve Van illerindeki kampuslarında bulunan okulların tüm personelinin ücretlerinden 1/3/2006 tarihinden itibaren yirmi beş yıl süreyle kesilecek gelir vergisi tutarını devlete ödemeyecektir. Bu para, Bilkent’in sözü edilen illerdeki tesisleriyle ilgili her türlü giderler ile bir kısım öğrencilerinin burslarının finansmanında kullanılacakmış. Böylece, üniversite vakıflarının devletin yüküne ortak olmadığına, devletin gelirine el koymanın aracı olduklarına dair bir örnek daha ortaya çıkmış olmaktadır.

Bu yasa ile devleti devlet yapan temel ilkelerden önemli bir bölümü daha aşındırılmış; vergi toplama erkinin devlete ait olması, bütçenin birliği ilkesi … çiğnenmiş olmaktadır. Küresel emir komuta zincirinin en tepesindekilerin tercihlerine uygun olarak, devletin küçültülmesi süreci tamamlanmış, sıra devletin ortadan kaldırılmasına gelmiş görünüyor. Buna karşılık, tam da ABD’nin bağımsızlığını ilan ettiği günün yıldönümünde yürürlüğü giren bu yasadan sonra, Bilkent’in hükümranlığını ilan edebilmesi için geride pek fazla bir şey kalmamış gibidir.

Çalışan kişilerden kesilen vergilerin kaynağı, o kişilerin ücretleridir. Bir kişinin ücretinden kesilen para vergiye gitmeyecekse o kişiye geri dönmesi hakkaniyetin gereğidir. Bir kişinin kendi parasını, kendi iradesi dışında, devletten başka hiçbir kişi veya kurumun daha isabetli ve daha yararlı bir amaçla kullanacağı savunulamaz.

Bu arada, başka herhangi bir kurumun veya kişinin de vergisini ödememesi, bu vergiyi kendince önemli harcamalar için kullanması yönünde bir yasa önerisi Meclis’e sunulursa ne olacaktır? Diyelim, Ankara Üniversitesi’nin de personelinden kestiği vergileri devlete ödememesi, bununla mensuplarının giderek çöküntüye uğrayan maaşlarına takviyede bulunması yönünde yapılacak bir yasa önerisinin, Anayasal eşitlik ilkesini çiğnemeden reddedilmesi nasıl mümkün olacaktır? Buna karşılık, açıktır ki bu yöndeki tüm yasa önerilerinin kabulü, akıl almaz çarpıklıkta bir tablo ortaya çıkaracaktır.

Bu aşamada gözler CHP’ye yönelmelidir. CHP, kurucusu olan Atatürk’ün partisi olma niteliğini tümüyle terk etmiş midir? Yoksa, Atatürk’ün en büyük emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkma sorumluluğunun gereği olarak 4 Temmuz yasasının iptali için Anayasa Mahkemesine başvuracak bir özü bünyesinde barındırmakta mıdır? Bir kere daha göreceğiz.

Prof Dr. Alpaslan IŞIKLI
TÜMÖD Genel Başkanı