BASIN AÇIKLAMASI 2

Tarih: 09.07.2006

Sayın YÖK Başkanı, geçtiğimiz günlerde sayın Cumhurbaşkanı’nı, tüm üniversitelerin rektörleriyle birlikte ziyaret etti. Ziyaret esnasında, Sayın Cumhurbaşkanı’na yaklaşık 250 sayfalık “Türkiye’nin Yüksek Öğrenim Stratejisi” başlıklı bir rapor sundular.  TÜMÖD  Genel Başkanı  Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, bu ziyareti ve söz konusu raporu değerlendirmiş ve bu çerçevede söz konusu raporun sözcülerinin kamuoyu önünde ısrarla savundukları bazı konulardaki görüşlerini belirleyerek, aşağıdaki açıklamayı yapmıştır: 

1- Böylesine topluca yapılmış bir ziyaretin basına yansıyan görüntüsüne bakılacak olursa, söz konusu raporun,  kamuoyunda, Sayın Rektörlerin ve temsil ettikleri üniversitelerin görüşleri alınarak hazırlanmış olduğu izlenimini uyandırması doğaldır.  Oysa, sayın Rektörlerin böyle bir raporun varlığından ancak Cumhurbaşkanını ziyaretleri esnasında haberdar oldukları anlaşılmaktadır. Bu durum, YÖK’ün üniversitelere ve Rektörlerine nasıl bir gözle baktığını bir kere daha göstermesi bakımından düşündürücüdür. Sayın Cumhurbaşkanına sunulan rapor aslında, hangi ölçütlere göre belirlendiği anlaşılamayan birkaç kişinin hazırladığı bir taslaktan ibarettir. Oysa en üst mercie sunulması gereken bir  metnin aşağıdan yukarıya doğru incelenerek gelmiş nihai metin olması esastır. YÖK yönetimi ise Cumhurbaşkanlığı makamını adeta bir ilk tetkik mercii gibi değerlendirmiştir. 

2- Bugün Türkiye üniversitelerinin  temel sorunlarından biri, vakıf üniversiteleri adı altında başlatılmış bulunan özelleştirme faaliyetidir. Üniversitelerin özelleştirilmesi, bilimin metalaştırılması ve piyasaya endekslenmesi demektir. 

3- Özel üniversiteler, YÖK’ün kuruluşunun başlıca gerekçesini oluşturmuş bulunan akademik yaşamı ülke sathına dengeli bir biçimde yayma amacıyla çelişen ve başta İstanbul olmak üzere üç büyük kentteki yığılmayı büsbütün çarpıklaştıran sonuçlar doğurmuştur. 

4- Üniversitelerin temel ihtiyacı olan bilimsel özgürlük, yalnızca siyasal iktidar karşısında değil, toplumdaki diğer güç odakları karşısında ve özellikle sermayenin egemenliği karşısında da özerk olmayı gerektirir. 

5- Bizimki gibi ülkelerde üniversitelerin özelleştirilmesi, bilimsel yaşamın er veya geç uluslararası sermayenin güdümüne girmesi sonucunu doğurur. Elbette ki belli anlamda yurtsever vakıf patronları bugün de bulunabilir. Ne var ki bu sürecin sonunda özelleştirmenin kaçınılmaz olarak üniversiteleri uluslararası üne sahip bir takım çevrelerin ideolojik karargâhı haline getireceğinin işaretleri şimdiden ortaya çıkmaya başlamıştır. 

6- Vakıf üniversitelerinin kurulması, devletin eğitim alanındaki yükünün bazı hayırsever yurttaşlar tarafından üstlenilmesi değil, devletin bazı varlıklı kişi ya da gruplara gelir transferi amacına hizmet etmektedir. Eğer gerçekte istenen yüksek öğrenimin finansmanında varlıklı kişilerin katkılarından yararlanmaksa bunun yolu bellidir. Bunun yolu, adil vergiler ve hayırsever yurttaşların devlet üniversitelerine bugün örnekleri görüldüğü üzere gönüllü katkıda bulunmalarıdır. 

7- YÖK Raporunda, Vakıf yöneticilerinin üniversitelere müdahalesinin mütevelli heyeti seçmekten ibaret olduğunu savunulmaktadır. Oysa,  Vakıf üniversiteleri hakkında birazcık bilgi sahibi olan herkes, bunun gerçeklerle ilgisi olmadığını bilir. 

8- Bütün bu gerçeklere karşın, YÖK raporu, üniversitelerin özelleştirilmesini kaçınılmazmış gibi gösteren açıklamalar içermektedir. Dünyadan verilen örnekler, üniversitelerin ağırlıklı bir bölümünü özelleştirmiş olan çoğu sömürge olmaktan yeni kurtulmuş üçüncü dünya ülkelerine aittir. Oysa, bize bu politikaları dayatan AB ülkelerinde ve ABD’de, her şeye rağmen üniversite öğrencilerinin ağırlıklı bir bölümü kamu üniversitelerinde okumaktadır. 

9- Atatürkçü Türkiye, bu açıdan da örnek teşkil etmesi gereken bir istisna oluşturur. Zengin ülkeler safında yer almamamıza karşın,  yüksek öğrenim olanağını evlatlarına kamusal bir hizmet olarak sunmanın onurunu taşımaktayız. 

10- Üniversitelerin özelleştirilmesi, Türkiye’nin bu konudaki onurlu yapısına onulmaz bir darbe teşkil etme tehlikesini taşımaktadır.

Prof Dr. Alpaslan IŞIKLI
TÜMÖD Genel Başkanı